Ayşegül Karaali
Slovenia

Aisha yemyeşil doğası, zengin tarihi ve farklı kültürü ile bambaşka bir ülke olan Slovenya'yı geziyor. Sadece gezmiyor bir de anlatıyor; oranın tarihini, kültürünü ve bilinmeyen sırlarını. Aisha unutulanın, bilinmeyenin ve görünmeyenin peşinde. Görünen güzelliklerin içinde saklı kalan bilgileri eşeliyor. Gezilerinde şifayı arıyor ve Slovenya’da uygulanan alternatif tedavi yöntemlerini araştırıyor. Unutulmuş halk hikâyelerini yaşlı yerli halktan dinliyor, tarihi onlara soruyor ve ulaştığı tüm bu bilgileri kaynaklar ile karşılaştırıyor. Değişik Sloven festivallerinden yemeklerine kadar ülkenin kültürünü ve yerel hayatı tanıtıyor. Tüm bu deneyimlerini blogunda yazıyor. Aisha, elinde kitabı, sırtında çantası ile Slovenya’yı adeta onu takip edenlerle birlikte geziyor.

AISHA'S DIARIES Genel

Bugün Yugoslavya’nın Tarihe Karıştığı Gün

on
25/06/2020

Merhaba, ben genç neslin adını neredeyse hiç duymadığı, eskilerin de yavaş yavaş unuttuğu Eski Yugoslavya topraklarında yaşıyorum.

Yaklaşık 3,5 yıldır Slovenya’da yaşayan bir Türk olarak hala çevremde bu ülkenin adının dahi bilinmediğine (hatta buna yakın arkadaşlarım da dahil olmak üzere) tanık oluyorum. Sohbet arasında Slovenya’dan her bahsettiğimde meraklı, bir o kadar da şaşkın bakışlar ile karşılaşıyorum. Bugün bu yazıyı yazma isteğim de buradan doğdu.

Ulusal Gün 25 Haziran

Bugün Slovenya’da resmi tatil. Dükkanlar, kafeler ve restoranlar kapalı, sokaklar boş, Lübyana sessiz. Bugün Slovenler için tarihi bir gün çünkü Slovenya ve Hırvatistan bundan tam 29 yıl önce bağımsızlıklarını ilan ederek tarihe geçmişlerdi.

                                                 

Bugün Yugoslavya’nın Tarihe Karıştığı Gün 

 

Bugünü daha iyi anlayabilmek adına, bu yazımda sizler ile çeşitli kaynaklardan ve yaşlı Sloven arkadaşlarım ile yaptığım sohbetlerden derlediğim bilgileri paylaşacağım.

30 yıl önce dağılmaya başlayan Yugoslavya; Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya ve Makedonya’dan oluşuyordu. Kosova ile Voyvodina da özerk bölgeleriydi.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 1945 yılında  kurulan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin yazgısındaki en önemli isim Josip Broz Tito idi.

 

 

Tito geldikten sonra biz Müslüman Yugoslavlar çok rahat ettik. Tito liderken asla yaşayan halkın; ne dinine, ne ırkına, ne de rengine karışmamış, herkesin özgürce yaşamasını savunmuştur.

Diye anlatıyor 86 yaşındaki Bosnalı Olga ve devam ediyor, gözleri dolarak.

Sadece Müslüman olduğumuz için köy meydanında bizi kurşuna dizecekleri zaman, Tito bizi her defasında kurtarmıştır ve Yugoslavya’ya adalet getirmiştir.

 

“Tito Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti çatısı altındaki tüm ulusları bir araya getiriyordu yani.

Diye ekliyorum.

Evet ve Tito’nun bu duruşunun bir sebebi de Yugoslavya’yı oluşturan bütün ulusların bir karışımının kendisi olmasıydı. Annesi Sloven, babası Hırvat ve karısı da Sırptı, bu yüzden Tito buradaki gerçek Yugoslav idi.

 

Yugoslavya’nın Çözülme Süreci
1980’de Tito’nun ölümü Yugoslavya’nın çözülme sürecinin ilk kıvılcımını çaktı. Doğu Bloğu’nun çökmesi çözülme sürecini daha da hızlandırdı.

25 Haziran 1991’de Hırvatistan ve Slovenya’nın resmi olarak bağımsızlıklarını ilan etmesi aslında sürpriz olmadı. Zira o tarihten dört hafta önce Hırvatlar yüzde 94’lük ezici bir çoğunlukla Federasyon’dan ayrılmak istedikleri yönünde oy kullanmıştı. Slovenler ise 1990 yılının aralık ayında yapılan referandumda bağımsızlık için “evet” demişti

 

Josip Broz Tito’nun ölümü, Yugoslavya’nın dağılma sürecini başlattı.

“Yugoslavya zaten çoktan dağılmıştı”
Diyor 98 yaşındaki Peter ve devam ediyor.

“O zamanlar Yugoslavya zaten çoktan dağılmıştı. Doğru dürüst işleyen hiçbir kurum kalmamıştı.”

Hırvatistan ve Slovenya’nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından pek çok kişi için beklenmedik bir gelişme oldu.

Yugoslav Savaşları’nın ilki olan ve Haftasonu Savaşı olarak da adlandırılan savaş, Sloven Bölgesel Müdafaası ile  Yugoslav Halk Ordusu arasındaki sınırlarda 27 Haziran günü başlayan çatışmalar, 7 Temmuz 1991 tarihinde imzalanan Brioni Antlaşması ile son bulmuştur

 

Gelelim Bugüne: Ulusal Birlik Günü Birbirimizden Uzak Duruyoruz

Bugün Slovenya bağımsızlığını her zamankinden daha az coşkulu kutlayacak. Çoğu Sloven törene katılmama kararını çoktan almış bile. Ulusal kutlamada, sosyal mesafeye dikkat edilecek ve 500 kişi sınırı geçilmeyecek.

Bizi bir süredir birbirimizden uzaklaştıran pandeminin geçici bir süreç olduğunu hatırlamak, uzakken de kenetlenebilmek için birlik olduğumuzu, yalnız olmadığımızı hissetmeye ihtiyacımız var.

Birbirimize eskisi gibi dokunup sarılamadığımız bugünlerde sözcüklerin etkisi her zamankinden büyük. Bugün belki elinde bayrakları sallayan yüzlerce kişi, kol kola yürüyerek gururlanamayacak ancak bütün Slovenler tek bir yürek olup aynı günü hissedecek.

Eğer bu yazı sana ulaştıysa sen bile hissettin. Türkiye’den (veya dünyanın başka bir ülkesinden) bu toprakların yolculuk öyküsünü kalbinde hissettin ve aslında hepimizin ne kadar aynı olduğunu…

Sana uzak gibi görünen çok yakın bir geçmişi… Peki ya şimdi? Tarihte bu dönemi de hatırlayacak mıyız?

Zor zamanlar insanları bir araya getirir derler. Dünyamızın hepimize zor zamanlar yaşattığı bir dönemin içindeyiz. Birbirimizden başka neyimiz var şu hayatta? Ve duygularımızdan…

 

Hayat nedir? Yaşamak nedir? Bu dünyadan giderken yanımızda götüreceğimiz tek şey hatıralarımız.

Sizler ile Can Yücel’in çok sevdiğim bir şiirini paylaşıyorum. Sevgiyle kalın.

 

Her Şey Sende Gizli – Can Yücel

“Yerin seni çektiği kadar ağırsın 

Kanatların çırpındığı kadar hafif.. 

Kalbinin attığı kadar canlısın 

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç… 

Sevdiklerin kadar iyisin 

Nefret ettiklerin kadar kötü.. 

Ne renk olursa olsun kaşın gözün 

Karşındakinin gördüğüdür rengin.. 

Yaşadıklarını kar sayma:

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; 

 

Ne kadar yaşarsan yaşa, 

Sevdiğin kadardır ömrün.. 

Gülebildiğin kadar mutlusun 

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin 

Sakın bitti sanma her şeyi, 

 

Sevdiğin kadar sevileceksin. 

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer 

Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın 

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer 

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. 

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret 

Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın 

Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın 

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. 

Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın 

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. 

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. 

 

İşte budur hayat! 

İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın 

Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün 

Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun 

Çiçek sulandığı kadar güzeldir 

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli 

Bebek ağladığı kadar bebektir 

Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, 

Sevdiğin kadar sevilirsin…” 

 

 

 

TAGS
RELATED POSTS

LEAVE A COMMENT